Hükümet medyasındaki ‘Bu adamı kim korudu’ sorusunu Barış Terkoğlu yanıtladı

0
250

Son Yüksek Askeri Şura’da general yapılan Serdar Atasoy ‘itirafçı’ oldu. Hükümet medyası ‘Bu adamı kim korudu?’ manşeti attı. Sorularımızı Barış Terkoğlu’na yönelttik.

Cemaat üyesi olmak iddiasıyla gözaltına alınan eski Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Serdar Atasoy etkin pişmanlıktan yararlanarak ‘itirafçı’ oldu.

15 Temmuz darbe girişimi sırasında Bangladeş’te ‘albay’ rütbesiyle askeri ataşe olan Serdar Atasoy, ‘FETÖ’cü şüphesiyle merkeze çekiliyor. Daha sonra tuğgeneral olup, 2. Ordu’da ‘Harekât Başkanı’, 5 Ağustos 2020’de Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanı yapılıyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı üzerine Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 27 Ocak’ta emekli tuğgeneraller Serdar Atasoy ile Celalettin Çoban’ı gözaltına almıştı. TEM Şube’de ifadeleri alınan Çoban ve Atasoy, 2 Şubat’ta Ankara Adliyesi’ne çıkarıldı.

Atasoy “itirafçı” olunca “etkin pişmanlık”tan yararlanarak serbest kaldı.

Bu adamı kim korudu

Yeni Şafak gazetesi bugünkü manşetinde Atasoy olayını, “Bu adamı kim korudu” başlığıyla duyurdu.

Bu gelişmeleri, süreci, hükümet medyasının bu sorusunu gazeteci yazar Barış Terkoğlu’na sorduk.

‘Kararları hükümet aldı’

“Onun önü açılsın diye tasfiye edilecekler listesi hazırlayıp YAŞ’a getiren kimler ise, terfisinde kimlerin imzası varsa onlar korudu” yorumunda bulundun Twitter’da. Bu terfi nasıl oldu, YAŞ’ın yapısı da değişti, sorumluluk tartışmasını nasıl değerlendiriyorsun?

Öncelikle şunu söyleyeyim, bu meseleyi önemli hale getiren kısım şu: Geçmişte bilindiği gibi Fettullahçı yapılanma çeşitli sınav sorularını çalarak veyahutta sistem içinde kendisinden yana olan insanlara avantaj sağlayarak, kendisi gibi olmayan insanlara mobbing hatta işkenceler ederek, tasfiye ederek, kumpaslar kurarak TSK içinde etkiliydi.

Ancak en nihayetinde 2014’den bu yana TSK içindeki FETÖ yapılanmasına dönük bir dizi operasyon var. 2016 darbe girişiminden bu yana ise açıkça bu yapıya karşı net bir tutum alınmış durumda. Buna rağmen bakıyorsunuz son Yüksek Askeri Şura’da adı geçen general tuhaf bir şekilde terfi ettiriliyor, çok kritik bir göreve getiriliyor.

Burada işte önemli olan mesele şu, geçmiş dönemlerde YAŞ’larda bildiğiniz gibi çoğunluk askerlerdeydi. Terfi listelerini askerler hazırlıyorlar ve hükümetin önüne getiriyorlardı. Ancak yapılan değişikliklerle artık YAŞ’da çoğunluğu hükümet üyeleri oluşturuyor.

Savunmayla alakasız bir bakan bu konuda karar verici oluyor, imza atıyor ama askerlerin bu konuda iradesi sıfıra yakın konumda. Haliyle bu olayın sorumluluğu bütünüyle hükümetin elinde.

6 senelik operasyonlara rağmen, darbenin üzerinden 4 seneden fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen böyle birisinin bu kadar kritik bir göreve getirilmesinin bütün sorumluluğu hükümette. Öncelikle söylenmesi gereken şey bu.

‘Bir güç hâlâ bir ayağı hükümette’

Peki bu nasıl olabiliyor, yani her şey ortadayken, bilgiler, belgeler, nasıl terfi alıyorlar?

İkinci konuşulması gereken bu, ortada şöyle bir tablo var. En nihayetinde TSK’nın bünyesinde kimsenin reddedemeyeceği bir şekilde binlerce FETÖ yanlısı, FETÖ üyesi asker vardı. Bunlara dönük bir dizi tespit etme çalışması yapıldı. Bank Asya’ya yatan paralar olabilir, Bylock kullanımı olabilir, ankesör soruşturmaları olabilir… Şimdi bu tespit çalışmalarına bakıldığında şunu görüyorsunuz: Söz konusu general için örneğin daha önce, yapılan FETÖ operasyonlarında kendisinin FETÖ iltisakını gösteren belge açığa çıkmış. Bir bakıyorsunuz kendisi yurtdışı görevindeyken 15 Temmuz gecesi kendisine verilen emirlere “emredersiniz komutanım” şeklinde yanıt vermiş. Bir bakıyorsunuz hakkında daha önce açılmış FETÖ soruşturmaları var. Tuhaf bir şekilde bir el bütün bu delillerin üstünü karartıyor, bütün bu soruşturmaların üstünü örtüyor, yetmiyor bu generalin önündeki generalleri sistematik şekilde tasfiye ederek kendisini bu göreve yükseltiyor. Ve en nihayetinde ankesör soruşturmasıyla artık iş iyice açığa çıkınca bu Türkiye’nin gündemine kadar geliyor. Haliyle ortada şöyle bir tablo var: Görülüyor ki hâlâ bir ayağı hükümette bir ayağı TSK’de olan bir güç, FETÖ’yle iltisakı açıkça görülen, delilleri ortada olan isimleri koruyup, kollayarak yukarılara doğru taşıyor. Ve onları yukarı doğru taşımak için önündeki mayınlı arazileri de temizliyor.

‘Bazı çatlakların etkili olması sebep oluyor’

Sence Yeni Şafak şimdi bunu niye gündeme getiriyor?

Söylenmesi gereken bir şey daha var: Neden bu hükümet medyasının gündeminde?

İşin esasına bakarsanız, Oda TV’de Müyesser Yıldız neredeyse bir ay önce bu konuyu gündeme getirdi. Zaten Müyesser Yıldız bu tür haberleri nedeniyle bana sorarsanız aynı güç tarafından bir kumpas, bahaneyle tezgah hazırlanarak tutuklanmıştı. Ancak hükümet medyasının şimdi bu olaya el atmasının arkasında siyasi iktidar içerisindeki bazı çatlakların etkili olduğunu düşünüyorum.

Bakın, örneğin bugünkü Yeni Şafak’ın haberi sadece haberi vermiyor, soru da soruyor, kim bunun sorumlusu diyor. Haliyle “kim bunun sorumlusu” sorusuna düşünen herkesin çok basit olarak bulabileceği bir yanıtı var. Bir tür itham da içeriyor. En hafifinden koruma ithamı.

Bu haliyle bakıldığında size şunu söyleyebilirim: Bu generalin bu kadar göz göre göre yükseltilmesine rağmen tahmin ettiğiniz gibi ankesör soruşturmasında adı çıkınca tasfiye etmek o kadar kolay olmuyor. Dikkat ediyor musunuz bilmiyorum, bu son dönemde gözaltına alınan generaller için emekli ifadesi kullanıyor. Ne zaman emekli olmuşlar? Bu soruşturma sırasında kendilerinin bu bağlantıları açığa çıkınca görev başındaki generalleri almak hâlâ kriz yaratacağı için kendilerine “siz önce bir emekli olun” denmiş, emeklilik dilekçelerini aldıktan sonra arkasından da kendileri savcılıkça gözaltına alınmış. Haliyle bakıldığı zaman bu iş sıradan usullerle ilerleyen bir mesele olmaktan çıkıyor.

Ve konuşulanlara göre kendilerine yönelik bu operasyonu engellemek için dahi siyasi gücü olan bazı isimler devreye giriyor en nihayetinde devletin en tepesine kadar gittikten sonra konu, bu tasfiye gerçekleşiyor. İşin bu boyutuna baktığında bugün hükümet medyasının bu konuyu ele almakta ısrar ediyor olması, hatta soru soruyor olması, itham ediyor olmasının altında bence siyasi iktidar içindeki çatlaklarda bir kanadın artık, bu yapıyı koruma kollamaya dönük hamlelerinin görülmesinin etkileri var.

Bu isimlerin kendilerini gizleme ve koruma konusunda nasıl bir yardım aldıklarını düşünüyorsun? Kim koruyor olabilir?

Bir ayrıntı da şu, peki bu isimler nasıl korunuyorlar? Kim koruyor?

Karşı tarafa bu söylendiğinde alınan yanıtlarda ilginç oluyor, “bunu sormadınız mı yani” diye söylediğinizde alınan yanıtlar hep, “bu generalin, “birden fazla general var aslında FETÖ’cü olmadığı Nur Cemaati’nin başka bir kolunda olduğu fakat işte öyle bilindiği” gibi yanıtlar veriliyor ki, bu esasında kamu içindeki bir cemaatin yerine, başka bir cemaatin geldiği şüphesini artırıyor. Ama aynı zamanda başka cemaatlerin FETÖ’nün bir tür yatağı olduğu, onların içerisinde yuvalanmaya devam ederek kendisini gizlediği ve yoluna devam ettiği tezini de destekleyen bir durum var.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz